Genel anestezi kimlere uygulanmaz ?

Damla

New member
Pakistan'da cerrahi onam süreci üzerine yayımlanan WHO destekli bir çalışmada ise dil, kullanılan tıbbi terminoloji, hastaya ayrılan süre, kültürel/geleneksel faktörler ve eğitim düzeyinin hastanın onam sürecini etkileyebildiği bildirilmişti.

Bence bu bulgu yalnızca Pakistan için değil, çok kültürlü bütün sağlık sistemleri için düşündürücü.

Türkiye açısından konu neden farklı bir boyut kazanıyor?

Türkiye'de de aile ilişkilerinin sağlık kararlarında önemli olduğu durumlarla karşılaşmak mümkün. Özellikle yaşlı hastalarda çocukların veya eşlerin doktor görüşmelerine aktif biçimde katılması oldukça doğal karşılanabilir.

Fakat burada önemli bir denge var: Ailenin desteği ile hastanın karar verme hakkı aynı şey değildir.

Hasta, karar verme kapasitesine sahipse kendi sağlık bilgilerini anlama ve tedavi seçenekleri hakkında soru sorma hakkına sahiptir. Aile üyelerinin sürece destek olması değerli olabilir; fakat kültürel yakınlık, hastanın yerine otomatik olarak karar verme anlamına gelmemelidir.

Bu nedenle anestezi görüşmesinde “Ailem ne düşünüyor?” kadar “Ben neyi kabul ediyorum ve hangi riskleri anlamadım?” sorusunun da sorulması önemli.

Kadınlar ve erkekler açısından kültürel beklentiler nasıl devreye giriyor?

Burada klişelere düşmemek gerekiyor. “Erkekler bireysel başarıya, kadınlar ilişkilere önem verir” gibi kesin hükümler bilimsel açıdan sağlıklı değildir. İnsanların davranışları yalnızca cinsiyetle açıklanamaz.

Bununla birlikte bazı toplumlarda erkeklerden bağımsız karar veren, dayanıklı ve “güçlü” görünmeleri beklenirken kadınların aile, çocuklar ve yakın ilişkiler üzerinden değerlendirilmesi daha yaygın olabilir. Bu kültürel beklentiler sağlık kararlarını dolaylı biçimde etkileyebilir.

Örneğin bazı erkek hastalar korku veya endişelerini “güçsüzlük” olarak algılayıp anestezi ekibine söylemeyebilir. Bazı kadın hastalar ise kendi tercihlerini ifade etmekten önce eşinin veya ailesinin görüşünü önemseyebilir. Bunlar toplumsal beklentilerle ilişkili olabilecek davranış örnekleridir; her erkek veya kadına uygulanabilecek özellikler değildir.

Buradaki daha yararlı yaklaşım, cinsiyete göre varsayım yapmak yerine her hastaya şu soruyu yöneltmektir:

“Bu kararı verirken sizi etkileyen ailevi, kültürel, dini veya kişisel bir endişe var mı?”

Böyle bir soru, hastayı bir kalıba sokmadan gerçek ihtiyacı ortaya çıkarabilir.

Dini ve kültürel hassasiyetler anesteziyi tamamen engeller mi?

Çoğu durumda kültürel veya dini bir hassasiyet, genel anesteziyi tıbben “uygulanamaz” hale getirmez. Ancak kullanılan ilaçların içeriği, kan ürünleriyle ilgili tercihler, mahremiyet, kadın veya erkek sağlık çalışanıyla ilgili hassasiyetler, aile üyelerinin sürece katılması ve ibadet düzeni gibi konular hastanın kaygılarını etkileyebilir.

Burada yapılması gereken şey, sağlık çalışanının hastanın inancını küçümsemesi veya hastanın tıbbi gereklilikleri tamamen göz ardı etmesi değildir. Karşılıklı iletişim kurarak mümkün olan seçenekleri konuşmaktır.

WHO'nun hasta güvenliği yaklaşımı da sağlık çalışanlarının hastaların dini, kültürel ve kişisel inançları ile bireysel ihtiyaçlarına saygı göstermesini özellikle vurguluyor.

Genel anesteziye karşı korku gerçekten önemli mi?

Kesinlikle. Tıbbi açıdan risk düşük olsa bile kişinin korkusu gerçektir.

Bazı insanlar “bir daha uyanamam” diye korkar. Bazıları kontrolünü kaybetmekten endişe eder. Bazıları ise daha önce yaşadığı kötü bir ameliyat deneyimi nedeniyle genel anesteziyi istemez.

Modern anestezide ciddi komplikasyonlar nadir olsa da risk hiçbir zaman sıfır değildir. Örneğin NHS ve çeşitli hastane kaynakları ciddi alerjik reaksiyon, solunum problemleri ve başka komplikasyonların nadir olduğunu; riskin kişisel sağlık durumuna ve ameliyatın özelliklerine göre değiştiğini belirtiyor.

Dolayısıyla “Korkacak bir şey yok” demek yerine, “Sizi özellikle korkutan şey ne?” diye sormak daha anlamlıdır.

Genel anestezi yerine başka yöntem kullanılabilir mi?

Bazı operasyonlarda evet.

Lokal anestezi yalnızca belirli bir bölgeyi uyuştururken, bölgesel anestezi vücudun daha geniş bir bölümünü uyuşturabilir. Sedasyon ise kişiyi gevşetebilir ancak genel anestezideki gibi kontrollü bilinç kaybı sağlamayabilir.

NHS de genel anestezinin yanı sıra lokal, bölgesel anestezi ve sedasyonun belirli durumlarda alternatif olabileceğini belirtiyor.

Fakat “alternatif yöntem var” demek, her hastanın istediği yöntemi seçebileceği anlamına gelmez. Ameliyatın türü, süresi, hastanın durumu ve cerrahın çalışma koşulları seçenekleri belirler.

Benim yaklaşımım: “Kimlere uygulanmaz?” sorusunu “Benim riskim nedir?” şeklinde değiştirmek daha doğru

Bu konuda kişisel bir klinik deneyimim olmadığını özellikle belirtmek isterim; aşağıdaki değerlendirme tıbbi eğitim kaynakları ve hasta bilgilendirme materyallerine dayanıyor. Bu kaynakların ortak mesajı oldukça açık: Genel anestezi kararı, tek bir hastalık veya tek bir yaş sınırı üzerinden verilmez.

Kişinin mevcut hastalıkları, kullandığı ilaçlar, önceki anestezi deneyimleri, alerjileri, hava yolu özellikleri, açlık durumu, gebelik gibi özel durumları ve ameliyatın aciliyeti birlikte değerlendirilir.

Bu yüzden anestezi uzmanına yalnızca “Genel anestezi benim için zararlı mı?” diye sormak yerine şu sorular çok daha yararlı olabilir:

- “Benim özel risk faktörlerim hangileri?”

- “Genel anestezi yerine bölgesel veya lokal anestezi mümkün mü?”

- “Kullandığım ilaçlardan herhangi birini değiştirmem gerekiyor mu?”

- “Daha önce yaşadığım alerji veya anestezi problemi önemli mi?”

- “Uyku apnesi, astım veya kalp hastalığım anestezi planını değiştiriyor mu?”

- “Ameliyatın ertelenmesini gerektirecek bir durum var mı?”

- “Anestezi sonrası özellikle hangi komplikasyonlara karşı izleneceğim?”

Bunlar kişinin kendi durumunu anlamasına yardımcı olan sorular.

Sonuç: Genel anestezi kimlere uygulanmaz?

En doğru cevap şu: Genel anestezi, çok sayıda sağlık durumunda özel risk değerlendirmesi gerektirebilir; ancak “şu hastalığı olan hiçbir şekilde genel anestezi alamaz” şeklinde herkese uygulanabilecek geniş bir yasak listesi yoktur.

Kontrolsüz sağlık sorunları, ciddi solunum veya kalp-damar problemleri, bazı alerji öyküleri, hava yolu güçlükleri, obeziteyle ilişkili sorunlar, gebelikteki özel koşullar, açlık kurallarına uyulmaması ve ameliyatın aciliyeti gibi faktörler anestezi planını değiştirebilir. Bazı durumlarda operasyon ertelenebilir, bazı durumlarda ise genel anestezi yerine başka bir yöntem değerlendirilebilir.

Kültür ise ilacın nasıl çalıştığını değiştirmese de hastanın sağlık sistemiyle iletişimini, ailesinin sürece katılımını, mahremiyet beklentisini ve tedavi kararlarını etkileyebilir. Bu nedenle iyi bir anestezi değerlendirmesi yalnızca tansiyon, nabız ve kan testlerinden ibaret değildir; hastanın ne anladığı, ne istediği ve neden endişelendiği de önemlidir.

Belki de bu konuyu okuyan herkesin kendisine sorması gereken en önemli soru şu:

“Doktor benim için genel anesteziyi uygun görürse, sadece ‘uyuyup uyanacağım’ diye mi düşüneceğim; yoksa bana özgü riskleri ve alternatifleri gerçekten anlayıp öyle mi karar vereceğim?”

Bence ikinci yaklaşım, hangi kültürden veya toplumdan gelirse gelsin, hastanın sağlık kararına daha bilinçli biçimde katılmasını sağlayan temel nokta.

Kaynakları görünür bir kaynakçaya dönüştürGirişi daha samimi ve davetkâr yap

Kaynakları görünür bir kaynakçaya dönüştür

Girişi daha samimi ve davetkâr yap

Tıbbi risk kategorilerini daha net ayır
 
Üst